Ayaklarımdaki Nemin hikayesi (şiir değil hislerin dansı)
Ben neden severim ayaklarımı hırsla birinin ağzına sokmayı,
Ben sapık mıyım, dili parmaklarımın arasında gezerken deli miyim
sürekli konuşuyorum, işte böyle, aferin, mmmmm
daha istekle daha özenle yap işini köpek!!!
Çok değil 30 saniye geçmeden bir hırıltı başlar
gerçek bir ayak sever bu hırıltısından anlaşılır...
Offf o ne müthiş bir sestir aslında ses değil, nefes alışlar boğuklaşır...
can çekişen yaralı bir hayvana benzer... kendinden geçer ve ben hırslanırım
o hırıltıyı daha çok duyabilmek için deliririm
avını yakalamış bir Kaplan gibi oynarım...
ben sapık mıyım... oynadıkça gülerim güldükçe hırçınlaşırım
dünyanın en seksi kadınından en yaramaz çocuğuna geçişim 3 saniye alır
ayaklarımı birinin küçük diline ulaştırmaya çalışırken yaramaz çocuktan tekrar dayanılmaz bir dişiye dönerim...
o da yetmez daha çok hırıltı isterim
başım döner ayaklarım yerden kesilir
ben sapık mıyım...
tabanlarımı yasladığım suratı iki ayağımın arasından keyifle seyrederim,
bir sigara ya.k.arım...
hırıltı azalırsa susmam deliririm
ahhhh ben sapık mıyım?
çizmelerimi ince deriden seçerim kim tahmin edebilir
üzerinde gezen dili daha çok hissetmek istediğimi
uzun çizmeler daha çok hırıltı demektir...
severim...
topuklar sivri olursa hırıltı incelir minik çığlıklara dönüşür
can yakar belli
en iyisi topuk kısmına fazla yüklenmeyelim...
boğuk sesler boğuk nefesler tekrar başlar
can çekişen bir hayvan yerde yatıyor
ben sapık mıyım...
bazı naylon çoraplar can acıtır ağız kenarlarında hafif kızarıklık bırakır
onları bulur giyerim...
her markanın izini ezbere bilirim
ben sapık mıyım...
bazısı öyle sert dokumadır ki öldürür adamı
hepsinin hırıltısı farklıdır
hepsinin tadı farklı beynime kazılı her hırıltı...
ben sapık mıyım...